Türk hukukunda talep edilebilecek tazminat kalemleri,
hesaplama esasları ve yargısal uygulama üzerine genel çerçeve.
Hukuk ofisimizin faaliyet alanları arasında önemli bir yer tutan bedensel zarardan kaynaklanan tazminat uyuşmazlıklarına ilişkin olarak, uygulamada en sık karşılaşılan soru ve değerlendirme konularını açıklığa kavuşturmak amacıyla işbu bilgilendirme raporu hazırlanmıştır.
Raporun amacı; Türk hukukunda bedensel zarar nedeniyle talep edilebilecek tazminat kalemleri, bu kalemlerin hukuki dayanakları, hesaplama esasları ve yargısal uygulama hakkında genel bir çerçeve sunarak sürece ilişkin ortak bir anlayış oluşturulmasına katkı sağlamaktır. Bu kapsamda, uygulamada sıklıkla gündeme gelen hususlar, güncel mevzuat ve yerleşik yargı içtihatları ışığında özetlenmiştir.
Bedensel zararlarda talep edilebilecek kalemler, Türk Borçlar Kanunu m. 54 kapsamında açıkça düzenlenmiştir.
Türk hukukunda bedensel zararlar, yalnızca doğrudan gelir kaybı ile sınırlı değildir. Kişinin bedensel bütünlüğünde meydana gelen zarar; çalışma gücü, yaşam kalitesi ve geleceğe ilişkin ekonomik beklentiler üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilir.
Bu kapsamda zarar gören kişiler aşağıdaki kalemleri talep edebilir:
Kişinin kaza sonrası iyileşme sürecinde çalışamaması veya çalışma kapasitesinin düşmesi nedeniyle uğradığı geçici zararı ifade eder. Bu dönem, kişinin tedavi ve rehabilitasyon süresini kapsar.
Kaza sonrası ortaya çıkan kalıcı sakatlık nedeniyle kişinin yaşam boyu çalışma gücünde meydana gelen azalmayı ifade eder. Bu zarar, yalnızca gelir kaybını değil, aynı işi sürdürebilmek için daha fazla efor sarf edilmesini de kapsar.
Kaza nedeniyle yapılan veya yapılması gereken tüm tıbbi harcamaları kapsar. Buna ameliyat, hastane, ilaç, fizik tedavi ve benzeri tüm sağlık giderleri dahildir.
Kişinin günlük yaşamını sürdürebilmek için üçüncü bir kişinin yardımına ihtiyaç duyması halinde doğan giderlerdir. Bu gider, fiilen bakıcı tutulmasa dahi, bakım ihtiyacının varlığı halinde talep edilebilir.
Kişinin kaza sonrası yaşamında ortaya çıkan fiziksel veya estetik değişiklikler nedeniyle, kariyer, terfi, iş bulma ve sosyal yaşam fırsatlarının olumsuz etkilenmesinden kaynaklanan zararı ifade eder.
Kişinin kaza sonrası çalışamaması veya daha düşük gelir elde etmek zorunda kalması nedeniyle, fiilen uğradığı gelir azalmasını ifade eder. Bu zarar, kişinin kazadan önce elde ettiği gelir ile kazadan sonra elde edebildiği gelir arasındaki fark üzerinden belirlenir. Gelirin belge ile ispatlanamadığı durumlarda ise uygulamada asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılır.
Maluliyet tazminatı: Kişinin fiziksel gücündeki azalma (efor kaybı).
Ekonomik geleceğin sarsılması: Kişinin sosyal ve mesleki fırsatlarındaki azalma.
Kazanç kaybı: Fiili gelir azalması veya pasifin artması.
Maluliyet oranı; olay tarihine uygulanması gereken yönetmelik esas alınarak belirlenir. Bu aşamada Maluliyet oranı yargılama sürecinde değişebilir; başlangıçta kesin kabul edilemez.
Bu aşamada hukukumuzda uygulanan yönetmelikler şu şekildedir:
Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği
Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği
Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik
Türk hukukunda hesaplama yöntemi: Progresif rant yöntemidir.
Bu yöntemde: Aktif / pasif dönem (çalışabilir ve emekli yaşı) yaşam süresi ve gerçek kazancı esas alınır. Aktif ve pasif yaşam süreleri ise Almanya koşullarına göre eyalet bazlı dikkate alınarak yapılır. Sizlere gönderdiğimiz rapor içeriklerinde bu hususlar da paylaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuda açık bir ilke ortaya koymuştur:
“Zarar, hangi para birimi ve ekonomik çevrede doğmuşsa, o koşullara göre tazmin edilmelidir.”
Yargıtay Hukuk Genel KuruluBu nedenle; yurt dışında yaşayan kişilerde gelir ve yaşam süresi o ülkeye göre hesaplanır.
Öte yandan, bu tabloya uymayan dosyalarda ise müvekkil hayatta olduğu halde bu hesapla uyarınca kalıcı iş göremezlik talep edilmemektedir.
Örneğin; Rita K. dosyasında, müvekkilin halen daha devam eden kalıcı sakatlığı bulunmaktadır. Ancak müvekkil kaza sırasında 82 kusür yaşındaydı ve yaşam tablosuna göre pasif döneminin de sona ermesine yakın bir zaman dilimi bulunmaktaydı. Ancak müvekkil halen daha hayatta olmasına ve kalıcı zararı bulunmasına rağmen, mahkeme pratiğinden ayrılmamak ve sigorta şirketine külfet vermemek adına kalıcı zararı devam eden ömrü üzerinden değil, kişinin hukuk sigortasına gönderilen yazının hazırlandığı aşamaya kadar olan 6 aylık süre ile kısıtlı tutulmuştur.
Ya da bedensel zarar dosyası olmasına rağmen, kalıcı bir maluliyet oluşmadığında da talep edilmemektedir.
Bu hesaplamalar uzmanlık gerektirdiğinden aktüerya bilirkişilerinden rapor alınır. Mahkeme denetimine uygun hesaplama yapılır. Örnek vermek gerekir ise;
Görüldüğü gibi bu durum, taleplerimizin, temkinli ve mahkeme pratiğine uygun olduğunu göstermektedir.
Türk hukukuna göre kalıcı iş göremezlik:
Bir gelir kaybı değil, efor (güç) kaybıdır.
Yargıtay bu hususu açıkça ortaya koymuştur:
“Davacının aynı işi yapmasına engel olmasa dahi, sakatlığı nedeniyle işi daha fazla efor sarf ederek yapması halinde zarar gerçekleşmiştir.”
YargıtayBu nedenle şunu net bir şekilde belirtmek isteriz:
Türk hukukunda temel ilke: Zarar veren, zarar görenin imkanlarından faydalanamaz.
“Zararın, zarar görenin kendi imkanlarıyla veya aile bireyleri tarafından giderilmesi, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”
Yargıtay 4. Hukuk DairesiAyrıca; yabancı ülkelerde alınan sosyal yardımların dahi tazminattan düşülemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu durum hem geçici işgöremezlik tazminatı hem de kalıcı işgöremezlik tazminatı açısından geçerlidir. Almanya’nın sosyal bir devlet olmasından kaynaklı olarak, kişilere geçici işgöremezlik dönemlerinde Krankenkasselerden maaşlarının yaklaşık %70’i kadarının ödendiği bilgimiz dahilindedir. Ancak; Türk Hukukuna göre zarar bir trafik kazası veya bir tıbbi operasyon sonucunda meydana gelir ise, zarar gören kişinin Krankenkasseden veya Privatversicherung’tan aldığı yardımlar tazminattan düşülemez.
Türk hukukunda bakım gideri, yalnızca ağır ve istisnai durumlara özgü bir talep olmayıp, kişinin günlük yaşamını bağımsız sürdürememesi halinde doğan bir zarar kalemidir.
Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre:
Bakım gideri için %100 maluliyet şartı aranmaz.
Esas kriter: Kişinin günlük yaşam aktivitelerini (yeme, içme, giyinme, hareket etme vb.) ne ölçüde bağımsız sürdürebildiğidir.
Bu kapsamda ;ağır maluliyet (örneğin %60–70 ve üzeri) ,günlük yaşamda başkasına bağımlılık, sürekli destek ihtiyacı bakım gideri talebi için yeterli kabul edilmektedir.
Türk hukukunda son derece önemli bir ilke şudur: Bakıcı tutulmuş olması şart değildir. Bakım ihtiyacının varlığı yeterlidir.
Nitekim Yargıtay açıkça hüküm kurmuştur:
“Zarar görenin bakım ihtiyacının aile bireyleri tarafından karşılanması, zarar verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.”
YargıtayBu yaklaşımın mantığı şudur: bakım, fiilen bir aile bireyi tarafından karşılanıyor olsa dahi, bu durum ekonomik değeri olan bir emek niteliğindedir.
Dolayısıyla: “Aile bakıyor, o halde zarar yoktur” yaklaşımı Türk hukukunda açıkça reddedilmektedir.
Tarafımızca bakım gideri talep edilen dosyalarda: müvekkiller; ağır malul, günlük yaşam faaliyetlerinde bağımlı ve çoğu zaman ev desteği veya bakım desteği alan kişilerdir.
Bu kalem, Türk hukukunda kalıcı maluliyet tazminatından bağımsız ve ayrı bir zarar türüdür. Bu nedenle mükerrer (çifte talep) değildir.
Ekonomik geleceğin sarsılması; kişinin kazanç kapasitesinden bağımsız olarak gelecekteki ekonomik ve sosyal fırsatlarının zarar görmesi anlamına gelir.
Yargıtay’a göre bu zarar;
gibi etkiler üzerinden değerlendirilir.
Yargıtay, özellikle uzuv kaybı, estetik bozulma, vücut bütünlüğünde deformasyon olaylarında; %30 – %50 oranında ekonomik kayıp kabul edebilmektedir.
Kazanç kaybı, bedensel zarar sonrası kişinin fiilen elde ettiği gelirde meydana gelen azalmayı ifade eder. Bu zarar, doğrudan ve ölçülebilir nitelikte olup, somut veriler üzerinden hesaplanır.
Kazanç kaybı kişinin gelirindeki fiilen azalma yahut pasifinde artış, mahrumiyet gibi durumlarda söz konusu olur. Örneğin: kişinin ticari bir fırsatı kaçırması, daha düşük gelirli bir işe geçmesi, ikincil nitelikteki mesleğini yapamaz hale gelmesi doğrudan kazanç kaybı oluşturur.
Kazanç kaybı = fiili gelir azalması / pasif artması
Maluliyet tazminatı = efor / güç kaybı (gelir kaybı gerekmez)
Bu ayrıma göre, kişi çalışmaya devam etse yahut bir geliri bulunmasa bile maluliyet tazminatı alabilir; ancak kazanç kaybı için fiili gelir düşüşü aranır.
Manevi tazminat, bedensel zarar nedeniyle kişinin yaşadığı acı, elem, ıstırap ve yaşam kalitesindeki düşüşün karşılığı olup, Türk hukukunda bu tazminatın miktarının belirlenmesi doğrudan hâkimin takdir yetkisine bırakılmıştır. Nitekim yerleşik uygulamaya göre hâkim, somut olayın özelliklerini, zararın ağırlığını, tarafların durumunu ve hakkaniyet ilkesini birlikte değerlendirerek manevi tazminat miktarını belirlemektedir. Bu nedenle, manevi tazminat bakımından matematiksel veya kesin bir hesaplama yönteminden söz etmek mümkün değildir.
Bununla birlikte, tarafımızca yürütülen dosyalarda manevi tazminat talepleri oluşturulurken, müvekkillerin subjektif veya afaki talepleri esas alınmamakta; aksine mümkün olan en objektif ve öngörülebilir yaklaşım benimsenmektedir. Bu kapsamda, somut olaya en yakın nitelikteki emsal kararlar incelenmekte ve özellikle müvekkillerin yaşamlarını sürdürdükleri ülke olan Almanya’daki mahkeme kararları dikkate alınmaktadır.
Uygulamada izlediğimiz yöntem, benzer nitelikte birden fazla kararın bulunması halinde bu kararların ortalamasının alınması ve bu şekilde makul bir aralık belirlenmesi esasına dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde, talepler ne aşırı düşük ne de gerçek dışı yüksek seviyede tutulmakta; somut olayla uyumlu, dengeli ve savunulabilir bir tazminat miktarı ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle, tarafımızın manevi tazminat taleplerinin herhangi bir şekilde keyfi veya genişletici bir yaklaşıma dayandığı söylenemez.
Öte yandan, tarafımızca kullanılan emsal karar seti, sistematik olarak derlenmiş ve güncelliği korunmuş bir veri tabanına dayanmaktadır. Bu çerçevede, elimizdeki en güncel kapsamlı Alman mahkeme kararları seti 2021 yılına ait olup, taleplerimiz bu veri seti ışığında şekillendirilmektedir. Dolayısıyla, manevi tazminat taleplerimiz rastgele belirlenmemekte; belirli bir yargı pratiğine ve karşılaştırmalı hukuka dayalı olarak oluşturulmaktadır.
Manevi tazminat taleplerimiz müvekkil beyanlarına dayalı subjektif talepler olmayıp, hâkimin takdir yetkisine saygı çerçevesinde, karşılaştırmalı yargı kararları dikkate alınarak belirlenen, ölçülü ve öngörülebilir taleplerdir.
Bu yaklaşımın temel amacı, zarar göreni zenginleştirmek değil; somut olayın ağırlığı ile uyumlu, hakkaniyete uygun bir manevi tazminatın belirlenmesine katkı sağlamaktır.
Bedensel zarar dosyaları, yerli dosyalarda dahi ortalama 5–6 yıl sürmekte iken, yabancılık unsuru içeren dosyalarda bu süre 10 ila 12 yıla kadar uzamaktadır. Bu dosyalar, yalnızca hukuki takip değil, aynı zamanda ciddi bir organizasyon, koordinasyon ve sürdürülebilirlik gerektirmektedir.
Öte yandan yukarıda bahsettiğimiz maliyetlere ek olarak, mahkemelerin bu tip dosyalarda, müvekkillerin yurt dışında tedavi gördüğü kurum ve kuruluşlar, müvekkillerin sosyal ve ekonomik durum araştırmaları, Almanya’daki resmi kurumlardan ücret araştırmaları gibi aşamalarda yurt dışı yazışmaları ortalama minimum 10 kez yapılmaktadır. Bu aşamayı biraz daha somutlaştıralım.
İlk olarak yurt dışına gönderilecek evrak düzenlenir, tarafımızca Almanca’ya çevrilir. Ardından mahkeme resmi tercümana gönderir.
5.000,00 TLArdından tarafımızca yırt dışı tebligat bedeli ödenir.
700,00 TL + 250,00 €Üçüncü aşama olarak yurt dışına evrak gider ve ardından Almanya’dan resmi Almanca dilinde evrak gelir.
—Sonra bu aşamada yine tarafımızca Almanca’ya çevrilse de mahkeme resmi bilirkişiye yollar.
5.000 TLBelirtmek isteriz ki, bu bizim çeviri sunduğumuz haliyle ödenen ücretlerdir zira bu aşamada esasen resmi bilirkişi bizim tercümelerimizi onaylar, aksi durumda ücretler minimum 10.000 TL olduğundan süreci daha ekonomik kılmak adına kendi tercümanlarımız da devreye girmektedir.
Bedensel zarar dosyalarının önemli bir kısmında müvekkiller yurt dışında yaşadığından, süreç yalnızca hukuki değil aynı zamanda fiili ve organizasyonel yükler de doğurmaktadır. Bu kapsamda:
tarafımızca organize edilmekte ve bu giderler çoğu zaman hukuk sigortasına yansıtılmamaktadır.
Ayrıca uygulamada, adli muayene süreçlerinin uzun ve zorlu olması nedeniyle, müvekkillerin mağduriyet yaşamaması adına, masrafları tarafımızdan karşılanarak özel muayene süreçleri organize edilmekte ve doktor ücretleri de yine ofisimiz tarafından ödenmektedir. Doktorlara ödenen ücretler ise, branşlarına göre değişmektedir. Çoğu dosyamızda, müvekkilin bedensel sakatlığı ortopedi, nöroloji ve adli tıp branşlarını ilgilendirdiğinden; sadece bu muayenelerin tarihlerini ayarlamak ve müvekkillerin doğru koşullarda muayene edilebilmesini sağlamak için 1.500–2.000 € arası ödemeler yapılmak zorunda kalınmaktadır.
Hukuk ofisimizin benimsediği çalışma anlayışı, yalnızca hukuki temsil hizmeti sunmakla sınırlı olmayıp, müvekkillerimizin uğradıkları zararın etkin ve eksiksiz şekilde giderilmesini sağlayacak tüm hukuki süreçlerin titizlikle yürütülmesine dayanmaktadır.
Bu kapsamda, bazı dosyalarda hukuk sigortası tarafından ayrıca yetkilendirme verilmemiş olmasına rağmen, müvekkillerimizin hak kaybına uğramaması amacıyla gerekli görülen olağanüstü kanun yollarına, masrafları tamamen ofisimiz tarafından karşılanmak suretiyle başvurulduğu durumlar da bulunmaktadır.
Bedensel zarar dosyaları; uzun yargılama süreçleri, çok sayıda tıbbi ve aktüeryal inceleme, uluslararası yazışmalar, yabancı kurumlarla koordinasyon, organizasyonel süreçler ve önemli ölçüde mali yükümlülükler içeren, yüksek uzmanlık gerektiren uyuşmazlıklardır. Bu nedenle, hukuk ofisimiz tarafından yürütülen faaliyetler yalnızca hukuki temsil ile sınırlı kalmamakta; müvekkillerimizin hak kaybına uğramaması adına, çoğu zaman hukuki yükümlülüklerin de ötesine geçen kapsamlı bir koordinasyon ve destek süreci yürütülmektedir.
İşbu bilgilendirme raporunun, Türk hukukunda bedensel zararlara ilişkin tazminat uygulaması ile bu dosyaların yürütülme sürecine ilişkin genel çerçevenin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamasını temenni ederiz.
Konuya ilişkin ilave bilgi veya açıklamaya ihtiyaç duyulması halinde her zaman memnuniyetle destek sunmaya hazır olduğumuzu bilgilerinize saygıyla arz ederiz.
Saygılarımızla;
Caner Law Firm
Caner Law Firm
Mansuroğlu Mah. 288/3 Sok. No:3, Selvili2 Apt. B-Blok D:17 K:6, 35535
Bayraklı / İzmir
+90 531 217 48 40
+90 232 464 06 30
+90 232 463 06 29
canerlawfirm.com
Bu kitapçık genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz.