CANER LAW FIRM

Sık Sorulan Sorular

Müvekkillerimizden en sık aldığımız sorular ve cevapları. Listede yer almayan bir konu için bizimle iletişime geçin.

Aşağıda, müvekkillerimizden en sık aldığımız soruları ve cevaplarını bulabilirsiniz. Sorunuz listede yer almıyorsa lütfen iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşın; en kısa sürede dönüş yapacağız.

Sadece İzmir’de mi hizmet veriliyor?

Büromuzun merkezi İzmir’dir; ancak başta İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya olmak üzere tüm Türkiye’de anlaşmalı olduğu avukatlar aracılığı ile hizmetlerini kesintisiz olarak sürdürmektedir.

Web sitesinde değinilmeyen konularda hizmetleriniz var mı?

Web sitesinde yer alan hizmetlerimiz büromuzun odaklandığı hizmetleri göstermektedir. Diğer hukuki hizmetlerimiz hakkında lütfen bizimle iletişime geçin.

Gönderdiğim belgeler Türkçe’ye tercüme ettirilmek zorunda mı? Tercüme işlemi ile siz ilgileniyor musunuz?

Gönderdiğiniz yabancı dildeki her belge Türkçe’ye tercüme ettirilmek zorundadır. Konu hakkında ofisimizdeki yeminli tercümanlar sizlere yardımcı olacaktır.

Caner Law Firm’ni nasıl yetkilendirebilirim?

Büromuzla yapacağınız görüşme neticesinde, büromuz tarafından takip edilecek hukuki işlemlerle ilgili bize bir vekaletname vermeniz gerekecektir. Danışmanlık hizmetleri haricinde, Türkiye’de resmi bir vekaletname olmadan avukatı görevlendirmek mümkün değildir.

Vekaletnameyi nasıl hazırlatabilirim?

Türkiye’de

Vekaletname Türkiye’de düzenlenecekse notere gitmek zorunludur. Türk vatandaşları, noterde kimlik veya mavi kartlarını ibraz ederek vekaletname çıkartabilirler.

Yabancı müvekkillerimiz ise, pasaportları ile notere gitmek zorundadırlar. Noterde ilk olarak pasaportlarını Türkçe’ye tercüme ettireceklerdir ve yeminli bir tercüman huzurunda vekaletname çıkarılacaktır.

Tüm bu işlemlere başlamadan büromuza danışmayı unutmayın. Büromuz size yardımcı olacaktır.

Yurtdışında

Yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşları veya mavi kart sahipleri, yurtdışındaki Türk Konsoloslukları’ndan vekaletname hazırlatabilecekleri gibi yurtdışında bulunan noterler aracılığı ile de vekaletname çıkartabilirler.

Yabancı müvekkillerimiz ise, ülkelerinde bulunan noterlerden vekaletname düzenlettirmek zorundadırlar. Büromuz tarafından iki dilde hazırlanmış vekaletname örneği müvekkilimize iletildikten sonra ilk olarak bu belge noterde imzalanmalıdır. Noter hem belgeyi hem de imzayı onaylamalıdır. Noter tarafından bu vekaletname düzenlendikten sonra, vekaletnameye yetkili kurum tarafından apostil şerhi vurulmalıdır. Apostil işlemi her ülkenin ilgili devlet makamı tarafından yapılmaktadır. Apostil işlemi yapılmayan vekaletnamelerin Türkiye’de bir geçerliliği bulunmadığından, mahkemeye veya ilgili bir makama sunulması mümkün değildir.

Tüm bu işlemlere başlamadan büromuza danışmayı unutmayın. Büromuz size yardımcı olacaktır.

Duruşmalara şahsen katılmak için Türkiye’ye gelmem gerekiyor mu?

Ceza duruşmalarında sanık olarak ifade verme durumu haricinde, duruşmalara şahsen gelmeniz gerekmemektedir. Sizi avukatınız temsil edecektir. Ancak; yaralanmanız veya sakatlığınız ile ilgili olarak Adli Tıp Kurumu sizi muayene etmek isteyebilir (bu konuda aşağıdaki soruyu ve cevabını inceleyiniz).

Bir uzman tarafından muayene edilmek üzere Türkiye’ye gelmem gerekiyor mu?

Hukuki işlemlere başlamadan önce ve işlemler devam ederken güncel sağlık durumunuz hakkında doktor raporları ve tüm tıbbi belgeleriniz sizden istenecek ve dosyaya sunulacaktır. Bazı mahkemeler ve Adli Tıp bu belgeleri yeterli görmektedir. Bazen ise, ülkenizdeki hastanelerden bazı testleri yaptırıp bize iletmenizi yeterli görmektedirler. Ancak; yine de bazı durumlarda mahkeme ve adli tıp kurumu sizi muayene etmek için Türkiye’ye çağırabilir.

Sınır Ötesi Süreç, Vekâlet ve Masraflar

Türkiye’de açacağım davada tazminatımı Euro olarak talep edebilir miyim?

Evet. Zararınız Euro üzerinden doğmuşsa, Türkiye’de dava açmanız tazminatınızı Türk Lirası üzerinden talep etmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez.

Yargıtay’ın benimsediği gerçek zarar ilkesi gereğince amaç, zarar gören kişinin gerçek ekonomik kaybının karşılanmasıdır. Bu nedenle Almanya’da Euro üzerinden elde ettiğiniz gelir kaybınız veya Euro olarak yapmak zorunda kaldığınız tedavi, bakım, rehabilitasyon ve benzeri giderler tazminat hesabında dikkate alınabilir.

Kısacası, olayın Türkiye’de meydana gelmiş olması Euro üzerinden doğan zararınızdan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan gerçek zararınızın doğru şekilde belgelenmesi ve talep edilmesidir.

Almanya’dan Türkiye’deki avukatıma nasıl vekâletname verebilirim?

Türkiye’ye gelmeden vekâletname düzenleyebilirsiniz.

Türk vatandaşları ve Mavi Kart sahipleri, Almanya’daki Türk Konsolosluklarından vekâletname çıkarabilirler. Türk vatandaşlığından çıkmış ve Mavi Kart sahibi olmayan kişiler ile yabancı ülke vatandaşlarının ise vekâletnamelerini bulundukları ülkede noter aracılığıyla düzenlemeleri gerekir.

Vekâletnamenin içeriği dosyanın türüne göre değişebilir ve bazı işlemler özel yetki gerektirebilir. Bu nedenle işlemlere başlamadan önce dosyanıza uygun vekâletname taslağını tarafınıza gönderiyor ve hangi işlemleri yapmanız gerektiğini adım adım açıklıyoruz.

Davam için Türkiye’ye gelmem veya duruşmalara katılmam gerekiyor mu?

Çoğu durumda hayır. Vekâletnamenizi düzenledikten sonra Türkiye’deki hukuki sürecinizi sizin adınıza takip ediyor ve duruşmalarda sizi temsil ediyoruz.

Ancak bazı istisnalar bulunabilir. Özellikle bazı ceza yargılamalarında kişinin bizzat dinlenmesi veya bedensel zarar ve tazminat dosyalarında mahkeme tarafından tıbbi muayene yapılmasının istenmesi hâlinde Türkiye’ye gelmeniz gerekebilir.

Bunun dışındaki dava, duruşma, yazışma ve resmi işlemler tarafımızca vekâleten yürütüldüğünden her işlem için Türkiye’ye seyahat etmeniz gerekmez.

Bizzat katılımınızı gerektiren bir işlem ortaya çıkarsa da sizi önceden bilgilendiriyor ve Türkiye’ye gelişinizi yalnızca gerçekten gerekli olan işlem için planlıyoruz.

İlk görüşme ve dosyamın değerlendirilmesi ücretli mi?

Hayır. Hukuk ofisimizle yapacağınız ilk görüşme ve dosyanızın ön değerlendirmesi ücretsizdir.

Özellikle bir kaza, hatalı tıbbi müdahale veya başka bir zarar sonrasında kişinin gerçekten bir tazminat hakkı bulunup bulunmadığını, hangi ülkede ve hangi hukuki yolla hareket edebileceğini başlangıçta bilmesi her zaman kolay değildir.

Bu nedenle ilk aşamada olayınızı dinliyor, mevcut belgelerinizi değerlendiriyor ve Türkiye’de izlenebilecek hukuki yollar hakkında sizi bilgilendiriyoruz.

Dosyanızın üstlenilmesine karar verilmesi hâlinde ise bundan sonraki süreç, gerekli vekâletname, olası masraflar ve varsa hukuk sigortası imkânları konusunda işlem yapılmadan önce açıkça bilgilendiriliyorsunuz.

Almanya’daki hukuk sigortam Türkiye’deki avukat ve dava masraflarını karşılar mı?

Çoğu durumda karşılayabilir. Ancak bunun için sahip olduğunuz sigorta poliçesi ve meydana gelen uyuşmazlığın kapsamı değerlendirilmelidir.

Caner Law Firm’in Almanya bağlantılı dosyalardaki tecrübesi 1992 yılına kadar uzanmaktadır. Büronun kurucusu Av. Mustafa Ülkü Caner, otuz yılı aşkın süredir Almanya ve Türkiye arasındaki hukuki uyuşmazlıklarla ilgilenmekte; Alman hukuk koruma sigortaları ve Almanya’daki hukuk bürolarıyla yürütülen süreçlerde kapsamlı tecrübeye sahiptir.

Bu nedenle hukuk sigortanız varsa bunu bize ilk görüşmede bildirmeniz yeterlidir. Dosyanın niteliğine göre sigorta kapsamının değerlendirilmesi ve gerekli işlemlerin yürütülmesi konusunda sizi yönlendiriyoruz.

Tıbbi Malpraktis ve Estetik Ameliyat Tazminatı

Bana ameliyattan önce sayfalarca belge imzalattılar ve bütün riskleri kabul ettiğimi söylediler. Artık doktor, hastane veya kliniğe karşı hakkım yok mu?

Hayır. Ameliyattan önce çok sayıda belge imzalamış olmanız veya formda komplikasyonların uzun bir liste hâlinde yazması, tek başına doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Burada önemli olan yalnızca “İmza attınız mı?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Size başınıza gelebilecek önemli riskler gerçekten anlayabileceğiniz şekilde anlatıldı mı ve bu bilgileri bilerek ameliyata karar verdiniz mi?

Kendinize basit bir soru sorun:

“Bunun başıma gelebilecek gerçek bir risk olduğunu bilseydim, yine de bu ameliyatı olur muydum?”

Cevabınız “Hayır, bunu bilseydim olmazdım” ise, size imzalatılan belgelerin gerçekten yeterli bir aydınlatma sağlayıp sağlamadığı mutlaka incelenmelidir.

Çünkü aydınlatılmış onam, ameliyattan birkaç dakika önce hastanın önüne sayfalarca belge koyup imza almaktan ibaret değildir. Hastanın müdahalenin niteliğini, önemli risklerini, olası komplikasyonlarını, alternatiflerini ve sonuçlarını anlayarak karar verebilmesi gerekir.

Örneğin bugün doktor veya klinik size “Bu komplikasyon zaten bu ameliyatlarda görülebiliyor” diyorsa, şu soru önem kazanır: Bu risk size ameliyattan önce, kararınızı etkileyebilecek açıklıkta anlatılmış mıydı?

Ayrıca hasta, bilinen tıbbi riskleri kabul etmiş olsa dahi doktorun hatalı uygulamasını, özensiz davranmasını veya ortaya çıkan komplikasyonun yanlış yönetilmesini kabul etmiş sayılmaz.

Bu nedenle “Formu imzaladınız, bütün haklarınızdan vazgeçtiniz” şeklindeki bir açıklama tek başına hukuken yeterli değildir. İmzalanan belgelerin içeriği, ne zaman ve hangi koşullarda imzalatıldığı ve hastanın gerçekten nasıl bilgilendirildiği somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Ameliyattan sonra doktor “Bu komplikasyonlar olabiliyor, normal bir risk” dedi. Ama bana ameliyattan önce bundan hiç bahsedilmemişti. Ne yapabilirim?

Bir riskin tıbben bilinen bir komplikasyon olması, hastaya ameliyattan önce bu riskin anlatılmasına gerek olmadığı anlamına gelmez.

Tam tersine, özellikle hastanın ameliyat olup olmama kararını etkileyebilecek önemli riskler konusunda hastanın müdahaleden önce bilgilendirilmesi gerekir.

Burada kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Doktor bana ameliyattan önce, bugün yaşadığım bu sonucun gerçekten başıma gelebileceğini açıkça söyleseydi yine de ameliyatı kabul eder miydim?”

Eğer cevabınız “Hayır” ise, aydınlatmanın yeterli olup olmadığı hukuken ayrıca incelenmelidir.

Doktor, hastane veya kliniğin komplikasyon ortaya çıktıktan sonra “Bunlar olabiliyor” demesi, ameliyattan önce yapılması gereken bilgilendirmenin yerini tutmaz.

Üstelik inceleme yalnızca aydınlatmayla da sınırlı değildir. Ortaya çıkan sonucun gerçekten kaçınılmaz bir komplikasyon olup olmadığı ve komplikasyon meydana geldikten sonra zamanında fark edilerek doğru biçimde yönetilip yönetilmediği de ayrıca değerlendirilir.

Kısacası “Bu bilinen bir komplikasyon” cümlesi dosyanın sonu değil, çoğu zaman incelemenin başlangıcıdır.

Türkiye’de estetik ameliyatım istediğim gibi sonuçlanmadı. Doktor, hastane veya klinikten tazminat talep edebilir miyim?

Evet, edebilirsiniz. Üstelik estetik operasyonlarda tazminat talep edebilmek için her durumda klasik anlamda bir “doktor hatası” bulunması gerekmeyebilir.

Salt estetik amaçla gerçekleştirilen bazı tıbbi müdahaleler Türk hukukunda yalnızca tedavi faaliyeti olarak değil, belirli bir sonucun elde edilmesinin üstlenildiği hukuki ilişkiler kapsamında değerlendirilebilmektedir. Bu nedenle vaat edilen veya kararlaştırılan estetik sonucun ortaya çıkmaması, somut olayın özelliklerine göre doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğunu doğurabilir.

Örneğin ameliyat sonrasında belirgin asimetri, deformasyon, beklenmeyen şekil bozukluğu, bariz estetik kusur veya kararlaştırılan sonuçtan önemli ölçüde farklı bir görünüm ortaya çıkması hâlinde yalnızca “ameliyat tıbbi kurallara uygun yapıldı” savunması her olayda sorumluluğu ortadan kaldırmayabilir.

Bununla birlikte her memnuniyetsiz sonuç otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz. Müdahalenin amacı, operasyon öncesinde kararlaştırılan veya vaat edilen sonuç, hastanın mevcut durumu, tıbbi kayıtlar, fotoğraflar, aydınlatma ve onam belgeleri ile ortaya çıkan sonucun profesyoneller tarafından birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Sorumluluk şartları oluşmuşsa; revizyon operasyonu ve diğer tedavi giderleri, kazanç kayıpları, kalıcı bedensel zararlar ve manevi zararlar doktor, hastane veya klinikten talep edilebilir.

Doktor estetik ameliyatın tıbben doğru yapıldığını söylüyor. Buna rağmen hastane veya klinikten tazminat isteyebilir miyim?

Evet, mümkün olabilir. Estetik operasyonlarda uyuşmazlık her zaman yalnızca doktorun ameliyat sırasında teknik bir hata yapıp yapmadığıyla sınırlı değildir.

Özellikle salt estetik amaçla gerçekleştirilen ve belirli bir estetik sonucun üstlenildiği müdahalelerde, operasyonun tıbbi tekniğe uygun gerçekleştirilmiş olması tek başına yeterli olmayabilir. Hasta ile kararlaştırılan veya kendisine vaat edilen sonucun elde edilip edilmediği de hukuki sorumluluk bakımından önem taşıyabilir.

Bu nedenle “ameliyatta tıbbi hata yok” değerlendirmesi, “hiçbir tazminat hakkınız yok” anlamına gelmez. Operasyon öncesi fotoğraflar, doktor veya klinikle yapılan WhatsApp ve e-posta yazışmaları, reklam ve tanıtımlar, görüşme kayıtları, onam belgeleri, ameliyat sonrası görüntüler ve tıbbi raporlar birlikte değerlendirilmelidir.

Estetik operasyonlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda bu nedenle yalnızca tıbbi açıdan değil, doktor, hastane veya kliniğin hastaya karşı hangi sonucu üstlendiği yönünden de hukuki inceleme yapılması önem taşır.

Doktor, hastane veya klinik “Bu bir komplikasyon” diyor. Bu, tazminat hakkım olmadığı anlamına mı gelir?

Hayır. Bir sonucun “komplikasyon” olarak adlandırılması, doktor, hastane veya kliniğin otomatik olarak sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez.

Tıbben komplikasyon olarak kabul edilen bir riskin ortaya çıkması bazı durumlarda kaçınılmaz olabilir. Ancak hukuki değerlendirme burada bitmez. Öncelikle hastanın bu risk konusunda ameliyat öncesinde yeterli ve anlaşılır biçimde bilgilendirilip bilgilendirilmediği; komplikasyon ortaya çıktıktan sonra zamanında fark edilip edilmediği ve doğru şekilde yönetilip yönetilmediği incelenmelidir.

Örneğin başlangıçta kaçınılmaz bir komplikasyon olarak gelişen durumun geç fark edilmesi, gerekli tetkiklerin yapılmaması, müdahalede gecikilmesi veya uygun tedavinin uygulanmaması zararın ağırlaşmasına neden olmuşsa sorumluluk yine gündeme gelebilir.

Özellikle estetik operasyonlarda ayrıca müdahalenin niteliği ve hastaya taahhüt edilen sonuç da değerlendirilmelidir.

Bu nedenle “komplikasyon” kelimesi tek başına hukuki bir cevap değildir. Tıbbi kayıtların ve olayın hem tıbbi hem hukuki açıdan incelenmesi gerekir.

Ameliyattan önce onam formu imzaladım. Doktor, hastane veya kliniğe yine de dava açabilir miyim?

Evet. Ameliyattan önce bir onam formu imzalamış olmanız, doktor, hastane veya kliniğin her türlü sonuçtan peşinen sorumsuz olduğu anlamına gelmez.

Geçerli bir aydınlatılmış onam için hastaya yalnızca imzalaması amacıyla standart bir belge verilmesi yeterli değildir. Hastanın yapılacak müdahale, önemli riskler, muhtemel sonuçlar ve uygun alternatifler konusunda anlayabileceği şekilde bilgilendirilmiş olması gerekir.

Dahası, hastanın belirli riskleri kabul etmiş olması hatalı bir tıbbi uygulamayı kabul ettiği anlamına gelmez. Hasta bir ameliyatın usulüne uygun gerçekleştirilmesi hâlinde dahi meydana gelebilecek belirli riskleri kabul edebilir; doktorun veya sağlık kuruluşunun özensiz ya da hatalı uygulamasına önceden izin vermiş sayılmaz.

Bu nedenle uyuşmazlık hâlinde yalnızca formun altında imzanız bulunup bulunmadığına değil, size gerçekte hangi bilgilerin, ne zaman ve nasıl verildiğine de bakılması gerekir.

Türkiye’deki estetik ameliyatımdan sonra Almanya’da yeniden ameliyat olmam gerekiyor. Revizyon ameliyatını Türkiye’de yaptırmak zorunda mıyım?

Hayır. İlk operasyonun Türkiye’de yapılmış olması, ortaya çıkan zararın giderilmesi için gerekli revizyon operasyonunun da mutlaka Türkiye’de veya aynı doktor, hastane ya da klinikte gerçekleştirilmesi gerektiği anlamına gelmez.

Özellikle hatalı veya başarısız bir müdahale sonrasında hastanın aynı doktor veya sağlık kuruluşuna duyduğu güvenin ortadan kalkması anlaşılabilir bir durumdur. Ayrıca Almanya’da yaşayan bir hastanın tedavisini ikamet ettiği ülkede sürdürmesi tıbbi ve fiilî nedenlerle gerekli olabilir.

Revizyon operasyonu ortaya çıkan zararın giderilmesi için tıbben gerekli ise, Almanya’da gerçekleştirilecek makul tedavi ve operasyon giderlerinin de somut olayın koşullarına göre tazminat kapsamında talep edilmesi mümkün olabilir.

Bu nedenle kliniğin Ücretsiz düzeltme yaparız, tekrar Türkiye’ye gelin” şeklindeki teklifi, hastanın kabul etmek zorunda olduğu yahut hak kaybına engel olan bir teklif anlamına gelmez.

Revizyon ameliyatını henüz olmadım. Gelecekteki ameliyat masrafını doktor, hastane veya klinikten şimdiden isteyebilir miyim?

Evet. Revizyon ameliyatının henüz yapılmamış olması, bu giderin talep edilemeyeceği anlamına gelmez.

Hatalı veya başarısız bir tıbbi müdahalenin sonuçlarının giderilmesi için gelecekte yapılması gerekli olan tedavi ve revizyon giderleri de bedensel zarar kapsamında değerlendirmeye konu olabilir.

Burada önemli olan, revizyon operasyonunun gerekli olmasıdır. Zira, estetik operasyonlarda kişiyi bu ameliyatı olmayan iten ana sebep, güzelleşe kaygısı iken; tedavi sözleşmelerinde de şifa bulma ümididir. Dolayısı ile başarsız bir estetik operasyonu yahut tedavi işleminden sonra, gerek düzeltme gerekse iyileşme amacıyla yapılacak masraflar şartlar oluştuğu ölçüde talep edilebilir.

Almanya’daki doktorum, Türkiye’deki ameliyatın hatalı olduğunu söyledi. Alman doktorun raporu Türkiye’de kullanılabilir mi?

Evet. Almanya’da düzenlenen doktor raporları, tıbbi bulgular, epikrizler, görüntüleme sonuçları ve tedavi belgeleri Türkiye’de yürütülecek hukuki süreç açısından son derece önemli olabilir.

Özellikle Türkiye’de gerçekleştirilen operasyondan hemen sonra Almanya’ya dönülmüş ve komplikasyon veya hatalı sonuç Almanya’daki doktorlar tarafından tespit edilmişse bu kayıtlar, zararın gelişimini ve sonraki tedavi sürecini gösterebilir.

Bununla birlikte yabancı bir doktorun “malpraktis vardır” şeklindeki değerlendirmesi Türk mahkemesini tek başına bağlayan nihai bir karar değildir. Gerektiğinde Türkiye’de ayrıca bilirkişi incelemesi yapılabilir.

Bu nedenle Almanya’daki bütün tıbbi kayıtların, fotoğrafların, tetkiklerin ve doktor değerlendirmelerinin saklanması önemlidir.

Türkiye’deki doktor, hastane veya klinik tıbbi kayıtlarımı vermiyor. Ne yapabilirim?

Tıbbi kayıtlarınıza ulaşamamanız, hak aramanızın önünde aşılmaz bir engel değildir.

Hasta bakımından ameliyat raporu, epikriz, tetkikler, görüntüler, reçeteler, anestezi kayıtları, onam ve aydınlatma belgeleri gibi kayıtlar olası bir tıbbi uygulama uyuşmazlığının en önemli delilleri arasındadır.

Bu nedenle bir uyuşmazlık ihtimali ortaya çıktığında mümkün olduğunca erken aşamada tıbbi dosyanın ve diğer delillerin korunması önem taşır. Bu belgelerin özel nitelikli veri olması sebebiyle, vekaletnamelerde özel yetki gerekir, bu durum hukuk ofisimizce dikkate alınır.

Ayrıca hastanın elinde bulunan fotoğraflar, WhatsApp ve e-posta yazışmaları, ödeme belgeleri, reçeteler ve Almanya’da devam eden tedaviye ilişkin kayıtlar da olayın aydınlatılmasında önemli rol oynamaktadır.

Bu nedenle “Dosyamı vermiyorlar, hiçbir şeyi ispatlayamam” düşüncesiyle hak aramaktan vazgeçilmemelidir.

Doktor veya klinikle yaptığım WhatsApp yazışmaları ve Instagram’daki vaatler delil olabilir mi?

Evet, olabilir. Özellikle estetik operasyonlarda ameliyat öncesinde hastaya hangi sonucun vaat edildiğinin belirlenmesinde yazılı ve dijital iletişim son derece önemli hâle gelebilir.

Doktor veya klinikle yapılan WhatsApp görüşmeleri, e-postalar, hastaya gönderilen örnek fotoğraflar, operasyon öncesi çizimler ve simülasyonlar ile somut olayla bağlantılı tanıtım ve bilgilendirme içerikleri hukuki değerlendirmede önem taşımaktadır.

Örneğin hastaya operasyon öncesinde belirli bir görünüm veya sonuç açıkça vaat edilmiş, ancak operasyon sonrasında bundan önemli ölçüde farklı bir sonuç ortaya çıkmışsa bu iletişim kayıtları taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve üstlenilen edimin belirlenmesinde önem kazanabilir.

Bu nedenle uyuşmazlık ortaya çıktığında yazışmaların silinmemesi, mümkünse tarih ve gönderen bilgileriyle birlikte eksiksiz biçimde muhafaza edilmesi önemlidir.

Almanya’da çalışıyorum. Türkiye’deki hatalı ameliyat nedeniyle işe gidemedim. Alman maaşımdaki kaybı isteyebilir miyim?

Evet, şartları oluştuğunda Almanya’da meydana gelen kazanç kaybı da tazminat talebinin bir parçasıdır.

Türkiye’deki hatalı tıbbi müdahale nedeniyle hastanın Almanya’ya döndükten sonra çalışamaması, çalışma kapasitesinin azalması veya mesleğini eskisi gibi sürdürememesi ekonomik bir zarar doğurabilir.

Bu noktada hastanın Türkiye’de değil Almanya’da çalışıyor olması zararın yok sayılması sonucunu doğurmaz. Hastanın gerçek ekonomik durumu, geliri, çalışamadığı süre, mesleği ve varsa kalıcı çalışma gücü kaybı somut belgeler üzerinden değerlendirilmelidir.

Maaş bordroları, işveren belgeleri, vergi ve gelir kayıtları ile Almanya’da düzenlenen iş göremezlik belgeleri bu nedenle önemlidir.

Geçici gelir kaybının yanında, kalıcı bedensel zarar nedeniyle kişinin gelecekteki çalışma ve kazanç kapasitesinin etkilenmesi hâlinde geleceğe yönelik ekonomik zararlar da ayrıca gündeme gelebilir.

Estetik ameliyat yüzünden kalıcı iz veya deformasyon oluştu. Çalışabiliyor olsam bile tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Bir kişinin çalışmaya devam edebilmesi, kalıcı bedensel zarar nedeniyle hiçbir tazminat hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.

Hatalı tıbbi müdahale sonucunda kalıcı iz, asimetri, deformasyon, duyu kaybı, fonksiyon kaybı veya başka kalıcı etkiler meydana gelmişse bunların kişinin yaşamı ve çalışma gücü üzerindeki sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle kişinin mesleğini aynı gelirle sürdürüyor olması, bedensel zarar nedeniyle günlük ve mesleki faaliyetlerini artık daha fazla efor sarf ederek yerine getirdiği durumlarda tek başına zararın bulunmadığını göstermez. Bu çok karşılaştığımız bir yanılgıdır. Oysa, kişi zarar gören işlemden sonra, işine aynı gelirle devam etse yahut hiçbir geliri olmasa dahi tazminata hak kazanır.

Ayrıca estetik görünümde meydana gelen kalıcı bozulmanın kişinin sosyal ve kişisel yaşamında yarattığı etkiler ile manevi sonuçları da ayrı bir tazminat konusudur.

Hatalı estetik ameliyat nedeniyle psikolojik olarak etkilendim. Psikolojik zararlar için de tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Tıbbi bir müdahalenin zararı yalnızca ameliyat edilen bölgedeki fiziksel sonuçlardan ibaret değildir.

Özellikle yüz, meme, saç, diş veya vücudun görünümünü doğrudan etkileyen estetik müdahaleler sonrasında ortaya çıkan kalıcı deformasyonlar kişinin özgüvenini, sosyal yaşamını, özel hayatını ve psikolojik durumunu ciddi biçimde etkileyebilir.

Hatalı müdahale sonrasında psikolojik veya psikiyatrik tedavi gerekmişse bu tedavi giderleri ile ortaya çıkan diğer zararlar da somut olay kapsamında değerlendirilebilir. Yaşanan fiziksel ve psikolojik sürecin ağırlığı ayrıca manevi tazminat değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Bu nedenle psikolog veya psikiyatrist kayıtları, kullanılan ilaçlar, tedavi süresi ve kişinin günlük yaşamındaki değişiklikler de zarar dosyasının önemli parçaları olabilir.

Burun estetiğinden sonra nefes almakta zorlanıyorum. Doktor, hastane veya klinikten tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Estetik amaçla gerçekleştirilen bir burun ameliyatından sonra nefes alma fonksiyonunun bozulması, yalnızca estetik değil aynı zamanda fonksiyonel bir zarar meydana getirebilir.

Rinoplasti sonrasında burunda çökme, ciddi asimetri, septum problemleri, hava yolunda daralma veya nefes alma güçlüğü ortaya çıkmışsa; operasyonun planlanması ve uygulanması, ameliyat öncesindeki mevcut durum ve ameliyat sonrasındaki takip süreci birlikte incelenmelidir.

Özellikle hasta ameliyattan önce normal biçimde nefes alabiliyorken operasyon sonrasında kalıcı solunum problemi yaşamaya başlamışsa, ortaya çıkan fonksiyon kaybının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Şartları oluştuğunda revizyon ameliyatı ve diğer tedavi giderlerinin yanı sıra geçici veya kalıcı çalışma gücü kayıpları ile manevi zararlar da doktor, hastane veya kliniğe karşı ileri sürülebilecek talepler arasında yer alabilir.

Bu nedenle rinoplasti sonrasında yaşanan sorun yalnızca “Burnum istediğim gibi olmadı” şeklinde değerlendirilmemeli; estetik ve fonksiyonel zararlar ayrı ayrı incelenmelidir.

Meme estetiğinden sonra memelerimde asimetri veya implant kayması oluştu. Tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Meme büyütme, küçültme veya dikleştirme operasyonlarından sonra belirgin asimetri, implantın yer değiştirmesi, deformasyon veya estetik açıdan kabul edilemeyecek bir sonuç ortaya çıkması hâlinde doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Değerlendirmede yalnızca tıbbi hata bulunup bulunmadığına değil; operasyonun planlanmasına, kullanılan yönteme, hastanın operasyon öncesindeki anatomik yapısına, kendisine vaat edilen sonuca ve ameliyat sonrasındaki takip sürecine, hastanın memnuniyetine de bakılmalıdır.

Meydana gelen sonucun düzeltilmesi için implantların çıkarılması veya değiştirilmesi, yeniden meme dikleştirme ya da başka bir revizyon operasyonu gerekiyorsa, bu işlemlerin giderleri de şartları oluştuğu ölçüde tazminat kapsamında değerlendirilebilir.

Ayrıca kalıcı iz ve deformasyonlar ile kişinin sosyal, özel ve psikolojik yaşamında meydana gelen etkiler de tazminat değerlendirmesinde önem taşır.

Karın germe veya liposuction sonrası kötü iz, çökme ya da asimetri kaldı. Tazminat hakkım var mı?

Olabilir. Karın germe ve liposuction gibi doğrudan estetik görünümü değiştirmeyi amaçlayan operasyonlarda ortaya çıkan sonucun, operasyon öncesinde kararlaştırılan ve makul olarak beklenen sonuçla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Belirgin çöküntüler, düzensiz konturlar, ciddi asimetri, beklenmeyen deformasyonlar veya olağan kabul edilemeyecek nitelikte izler bulunması hâlinde doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Burada önemli bir nokta da operasyon sonrasında “Zamanla düzelir” denilerek hastanın uzun süre bekletilmiş olmasıdır. Sorunun ne zaman fark edildiği, doktor veya kliniğin hastanın şikâyetlerine nasıl cevap verdiği ve gerekli müdahalenin zamanında yapılıp yapılmadığı da ayrıca incelenmelidir.

Düzeltme amacıyla yeni operasyonlar veya tedaviler gerekiyorsa bunların giderleri ile ortaya çıkan diğer maddi ve manevi zararlar da tazminat kapsamında değerlendirilebilir.

Türkiye’de saç ekimi yaptırdım ama saçlarım çıkmadı veya saç çizgim hatalı yapıldı. Tazminat isteyebilir miyim?

Evet, somut olayın özelliklerine göre mümkün olabilir. Saç ekiminin estetik amaçla gerçekleştirilmesi nedeniyle hastaya operasyon öncesinde hangi sonucun vaat edildiği özellikle önem taşır.

Ekilen saçların önemli ölçüde çıkmaması, doğal olmayan veya kararlaştırılandan farklı bir saç çizgisi oluşturulması, donör bölgede kalıcı zarar meydana gelmesi, belirgin izler veya başka estetik bozuklukların ortaya çıkması hâlinde uygulamanın profesyonel olarak incelenmesi gerekir.

Ayrıca işlemin kim tarafından gerçekleştirildiği de önemlidir. Saç ekiminin bazı aşamalarının doktor yerine farklı kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olması, sağlık kuruluşunun organizasyonu ve uygulamanın hukuka uygunluğu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Operasyon öncesindeki reklamlar, vaat edilen greft sayısı, fotoğraflar, WhatsApp görüşmeleri ve ödeme kayıtları bu tür uyuşmazlıklarda önemli deliller arasında yer alabilir.

Türkiye’de dişlerimi yaptırdım ancak Almanya’daki diş hekimi tedavinin yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Masrafları isteyebilir miyim?

Evet. Türkiye’de gerçekleştirilen implant, kaplama, kron, köprü veya diğer diş tedavilerinin hatalı olması nedeniyle Almanya’da yeniden tedavi gerekmesi hâlinde, düzeltme tedavisinin giderleri şartları oluştuğunda sorumlu doktor, hastane veya klinikten talep edilebilir. Yanı sıra, Türkiye'de yaptığınız masrafları ve ödemeleri de talep etmeniz mümkündür.

Örneğin implantların yanlış konumlandırılması, fonksiyonel kapanış problemleri, sürekli ağrı, enfeksiyon, yapılan kaplamaların kullanılamaması veya mevcut uygulamaların sökülerek yeniden yapılmasının gerekmesi önemli zararlar doğurabilir.

Almanya’daki diş hekiminin mevcut uygulamanın neden değiştirilmesi gerektiğini açıklayan raporu, röntgen ve görüntülemeler ile hazırlanacak tedavi planı bu açıdan önemli delillerdir.

Hastanın hatalı tedaviyi yapan doktor veya kliniğe yeniden güvenmemesi hâlinde “Türkiye’ye dönün, ücretsiz yeniden yapalım” teklifini kabul etmek zorunda olduğunuz söylenemez.

Ortaya çıkan zararın ve gerekli düzeltme tedavisinin kapsamı somut olay özelinde değerlendirilmelidir.

Türkiye’de yaptırdığım diş implantı başarısız oldu. Doktor, hastane veya klinik “Vücudunuz implantı kabul etmedi” diyerek sorumluluktan kurtulabilir mi?

Her durumda hayır. Bir implantın başarısız olması çeşitli tıbbi nedenlere bağlı olabilir; ancak sonucun yalnızca “vücudunuz kabul etmedi” şeklinde açıklanması hukuki değerlendirme için yeterli değildir.

İmplant öncesinde gerekli muayene ve görüntülemelerin yapılıp yapılmadığı, hastanın kemik yapısının uygunluğu, implantın doğru konumlandırılması, kullanılan materyal, enfeksiyon kontrolü ve tedavi sonrası takip süreci birlikte değerlendirilmelidir.

Ortaya çıkan durum gerçekten kaçınılmaz bir komplikasyon olsa dahi hastanın bu risk konusunda önceden yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığı ve komplikasyon ortaya çıktıktan sonra uygun biçimde yönetilip yönetilmediği de önemlidir.

Bu nedenle implantın kaybedilmiş olması tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermediği gibi, “implant tutmadı, yapacak bir şey yok” açıklaması da tek başına doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tüp mide ameliyatından sonra kaçak veya ağır enfeksiyon gelişti. Bu komplikasyon mu, doktor/hastane/klinik hatası mı?

Tüp mide ameliyatından sonra kaçak veya enfeksiyon gelişmesi tıbben bilinen riskler arasında bulunabilir. Ancak bir riskin bilinen komplikasyon olması, doktor, hastane veya kliniğin hiçbir koşulda sorumlu olmayacağı anlamına gelmez. Zira bu risk tarafınızca bilinse bu “ben bu ameliyatı olmazdım” dedirtiyorsa, hastanın bilgilendirilmediği ve haliyle sorumluluğun gündeme geleceğini söylemek çoğu zaman mümkündür. Dolayısı ile, böyle duurmlarda her zaman “doktor bana böyle şeyler oluyor” dediğin sizin “ancak ben bunu bilseydim bu işlemi yaptırmazdım” dediğiniz boşlukların olup olmadığını sorun. Gerçekten de,bu şekilde düşündüğünüz süreçlerin tamamında süreç yönetiminin doğru olmadığını söylemek mümkün olabilir.

Öncelikle operasyonun tıbbi standartlara uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği incelenmelidir. Bunun yanında komplikasyonun zamanında fark edilip edilmediği, hastanın şikâyetlerinin dikkate alınıp alınmadığı, gerekli tetkiklerin zamanında yapılıp yapılmadığı ve uygun müdahalenin geciktirilip geciktirilmediği büyük önem taşır.

Örneğin başlangıçta kaçınılmaz olarak ortaya çıkan bir komplikasyon, geç teşhis veya yetersiz müdahale nedeniyle çok daha ağır bir zarara dönüşebilir. Böyle bir durumda hukuki sorumluluk ayrıca gündeme gelebilir.

Dolayısıyla “kaçak bilinen bir komplikasyondur” denilerek dosyanın kapatılması doğru değildir. Hastane kayıtlarının, operasyon belgelerinin ve komplikasyon yönetiminin uzmanlar tarafından incelenmesi gerekir.

Türkiye’de ameliyat oldum, taburcu edildikten sonra durumum ağırlaştı. Erken taburcu edilmem tıbbi hata olabilir mi?

Evet, olabilir. Bir ameliyatın başarılı şekilde tamamlanmış olması doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğunun ameliyathane kapısında sona erdiği anlamına gelmez.

Hastanın ameliyat sonrasındaki klinik durumu uygun şekilde takip edilmeli ve taburculuk kararı mevcut bulgular dikkate alınarak verilmelidir.

Hasta taburcu edilmeden önce ciddi ağrı, ateş, anormal laboratuvar değerleri, kanama, enfeksiyon veya başka bir komplikasyonu düşündürebilecek belirtiler mevcut olduğu hâlde gerekli değerlendirmeler yapılmamışsa; erken taburculuk nedeniyle ortaya çıkan veya ağırlaşan zararlar hukuki sorumluluk doğurabilir.

Aynı şekilde taburculuk sonrasında hastaya hangi belirtilerde acilen sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğinin yeterince açıklanıp açıklanmadığı da değerlendirilmelidir.

Bu nedenle ameliyatın teknik olarak doğru yapılmış olması,uçuş izni verilmesi, ameliyat sonrası takip ve taburculuk sürecindeki olası hataları ortadan kaldırmaz.

Türkiye’de ameliyat olduktan sonra Almanya’ya döndüm ve komplikasyon orada ortaya çıktı. Aradan zaman geçmiş olması hakkımı etkiler mi?

Komplikasyonun veya zararın Türkiye’den ayrıldıktan sonra ortaya çıkması, tek başına doktor, hastane veya kliniğin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bazı tıbbi zararlar operasyonun hemen ardından belirti verirken bazıları günlar, haftalar hatta daha uzun süre sonra fark edilebilir. Önemli olan ortaya çıkan zarar ile Türkiye’de gerçekleştirilen tıbbi müdahale arasında nedensellik bulunup bulunmadığının tespitidir.

Bu nedenle Almanya’ya döndükten sonra başvurduğunuz hastanelerin kayıtları, doktor raporları, laboratuvar sonuçları, görüntülemeler ve uygulanan tedaviler son derece önemlidir.

Ayrıca Türkiye’deki doktor veya klinikle komplikasyon ortaya çıktıktan sonra yaptığınız WhatsApp ve e-posta yazışmalarının da saklanması gerekir.

Ancak tıbbi uyuşmazlıklarda uygulanacak zamanaşımı ve başvuru süreleri olayın hukuki niteliğine göre değişebileceğinden, zararın fark edilmesinden sonra dosyanın gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir.

Aradığınız cevabı bulamadınız mı? İletişim formundan bize yazın veya +90 232 464 06 30 numaralı telefondan ofisimizi arayın.